Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, İstanbul’da yaşayan bir vatandaşın, kızının eski eşine yönelik açtığı kira alacağı davasının reddine dair yerel mahkeme kararını hukuka uygun bularak onadı. 2020 yılında başlatılan hukuki süreçte davacı, evli oldukları dönemde tarafların kendi adına kayıtlı taşınmazda ikamet ettiğini belirterek geriye dönük kira talebinde bulundu. Davacı kayınpeder, ayrıca eski damadının evlilik sürecinde kendisinden altın ve döviz cinsinden borç aldığını iddia ederek bu tutarların ödenmesini istedi.
BU HABERE DE BAK2027 yılı memur fazla mesai ücretleri belli oldu: İşte yeni rakamlar
Davalı eski damat ise söz konusu iddiaları reddederek, evli oldukları sürede kayınpederinin mülkünde eşiyle birlikte yaşadıklarını ve taraflar arasında herhangi bir kira sözleşmesi bulunmadığını savundu. Eski kayınpederinin boşanma kararını kabullenemediğini öne süren davalı, talep edilen borçların da gerçeği yansıtmadığını belirtti. Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, hem kira hem de diğer borç iddiaları yönünden davanın reddine hükmetti. İstinaf başvurusunun da reddedilmesi üzerine dosya Yargıtaya taşındı.
Yargıtay’dan borç iddiasına ilişkin bozma kararı
Temyiz incelemesini gerçekleştiren Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kira istemine yönelik ret kararını hukuka uygun bularak onadı. Dairenin gerekçesinde, 5 yıllık süreçte taraflar arasında resmi bir kira sözleşmesi olmadığı vurgulanarak, “Mahkemece ret kararı verilmiş olması doğru görülmekle, davacının bu yönlere ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir” ifadesi kullanıldı.
Döviz ve altın borçlarına ilişkin iddiaları ise farklı değerlendiren Yüksek Mahkeme, davacının dosyaya sunduğu, eski damadının el yazısıyla hazırladığı ve üzerinde borç miktarları ile “aldım” ibaresi bulunan belgenin incelenmediğine dikkat çekti. Kararda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca adi senet niteliği taşıyan bu tür belgelerin delil teşkil edebileceği hatırlatıldı. Yargıtay, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” diyerek, söz konusu belgenin mahkemece değerlendirilmemesinin hukuka aykırı olduğuna hükmetti ve bu yönüyle kararı bozdu.



